1 Ağustos 2012 Çarşamba

HEDEFLERLE OKUMAK


Bugün her şeyiyle zor bir gündü benim için.Moralimi yüksek tutmak için çok çabaladım ama sonunda patladığım bir an bile oldu L En son dişçide 1 saat operasyondan sonra biraz önce geldim eve ve bu yazıyı yazmak istedim.

Kitaplar böyle işte.Kendileri insana arkadaş, ilaç olurken kitap yorumları hatta okuma metodları bile bir paylaşıma dönüşüyor.Son yazıma tebrik dolu yorumlar gelince moralim yerine geldi J Çok teşekkürler, eksik olmayınız J


Bu konudaki tereddüdüm kalkınca içimde de yazı yazma isteği dans ederken vakit kaybetmeyeyim dedim.
Belki de çoğunuz bunu zaten uyguluyorsunuzdur.Sıfırdan bir şey keşfettiğim yok aslında.Sadece hem listemi eritirken hem de bu şekilde okurken cidden güzel güzel yol aldım.

Aşağıda fotolarda da göreceğiniz üzere bir kitabı günlük okuyabileceğim sayfa sayısına göre zaman dilimlerine ayırıyorum.Örneğin her güne 20 sayfa .

Seperatörlerle işaretleyip bir sonraki hedef günü  yazıyorum.Böylece seperatörün üzerindeki tarihe göre hedefimin ilerisinde miyim gerisinde miyim izleyebiliyorum.

Motivasyon, hızlı okuma açısından harika.Tek çekincem bu şekilde okumak bir süre sonra görev hissi yaratır mıydı? Kitap okumanın keyfini kaçırmasını istemem doğrusu.Bu yüzden başladıktan hemen sonra yazmadım.Birkaç kitabımı böyle okudum.Görev gibi olmak yerine aksine kitaba daha çok konsantre olmamı sağladı ( gerçi aylarca kitabı almasam elime aldığım anda hemen kaldığım yerden devam edebilirim ama bu yöntemi de sevdim ).

Denemek isteyenlere öneririm.Hatta deneyenler ya da zaten böyle okuyanlar varsa yorumlarınızı merak ediyorum.



Şimdi fotolarla anlatayım.



Bu seperatörler  hala satılıyor mu bilemiyorum.Ben MBA yaparken almıştım diye hatırlıyorum.Sonra da kullanmadan kalmışlar.Belki şimdi daha janjanlıları vardır. Ben evdeki stoklardan kullandım J



Bölümleri ve tarihleri belirledikten sonra kitabım böyle görünüyor.



Kitabın kapalı haldeki görünüşü



Veee her bitirdiğim bölümün sticker şeklindeki seperatörünü odamda bir yere yapıştırıp kendimle gurur duyuyorum J Kitap bittiğinde bunları topluca atıyorum ve yeki kitap için yer açıyorum.



Keyifle okumalar…

31 Temmuz 2012 Salı

HEDEFLERLE İLERLEMEK 3






Bugün hep yaptıklarımın dışına çıkarak tam da gelin ata binmiş ya kısmet demiş lafını canlı canlı yaşadım .
Sabah servisimiz arızalandığı için deniz yolu ile geçtim karşıya.Güzel oldu.


Akşam eve gelip Caddebostan’a inmeyi düşünmüştüm sahilde yürümek için ama arkadaşımla önce Kadıköy’e oradan da Moda’ya giderek sahilde yürüdük.Değişiklik oldu.


Moda’da  Ali Usta ‘dan  dört koca top dondurmayı mideye indirerek eve geldim.Tatlı oldu.
Ve temmuz ayını okuma listemi paylaşarak günü tamamlayayım istedim.


Bu metod işe yarıyor valla.Listeden siliyorum, burada raporluyorum.Bir hız okuyorum J
Temmuzda toplam 4 kitabı listeden çıkarmışım J


Kitap diyetimin ilk ayına de harfiyen uydum.Doğum günü hediyem haricinde( diyete başlarken bu ayrıcalığı baştan söylemiştim.doğum günü pastası niyetine J) hiç kitap almadım.


Şimdi diyetimde kaldı 3 ay.


Keyifle okumalar…

30 Temmuz 2012 Pazartesi

DANIEL WALLACE HAKKINDA…





Vikipedi’den yazar hakkında bilgi


Daniel Wallace (d. 1959) ABD'li yazardır. Wallace 1998'de yazdığı ve Tim Burton'ın 2003 yapımı Büyük Balık filmine temel olan Big Fish: A Novel of Mythic Proportions romanı ile tanınır.


Wallace Birmingham, Alabama'da doğdu ve Emory Üniversitesi ve Kuzey Karolina Üniversitesi, Chapel Hill'de işletme eğitimi aldı ancak üniversiteden mezun olmadı bunun yerine Nagoya, Japonya'da bir ticaret şirketinde çalışmaya başladı. Chapel Hill, Kuzey Karolina'ya geri döndüğünde Big Fish yayımlanmadan önce 13 yıl boyunca bir kitabevinde ilustratör olarak çalıştı.


Okur Yazar Nane Şekeri yazar hakkında der ki…


Yazarın okuduğum tek kitabı.Tarzını, olayları anlatırkenki bakış açısını çok sevdim.


Diğer kitaplarını da okumayı çok isterim.


Keyifle okumalar…

29 Temmuz 2012 Pazar

BÜYÜK BALIK



Kitabın Arka Kapak Yazısı

Edward Bloom çocukken herkesten hızlı koşar, okulu asla asmazdı. Büyüdüğünde birçok insanın hayatını kurtardı, devleri ehlileştirdi. Hayvanların dilinden anlardı, onlar da onu çok severdi. İnsanlarsa ona bayılırdı. Kadınlar ona tutulur, o da karşılık vermeden duramazdı. Üstelik anlatacak o kadar çok öyküsü vardı ki.

Şimdi hasta yatağında ölümü bekleyen Edward Bloom, yanı başındaki oğlu William'la hayatın anlamı üzerine konuşmak ya da ona nasihat etmek yerine bildiği fıkraları anlatıyor, hikâyeleriyle hayatına dair ipuçları veriyor. Büyük Balık, Edward Bloom'un, onu oğlunun gözünde dünyanın en sıradışı adamı haline getiren inanması güç olaylarla örülü yaşamöyküsü. Büyüleyici, tuhaf ve eğlenceli, efsanevi ölçülerde bir roman.

Okur Yazar Nane Şekeri kitap hakkında der ki…     

İzindeyken Galatasaray’daki Yapı Kredi Yayınları kitapevine uğradığında almıştım. Konusuna bakmadım bile…Hakkında da hiçbir yorum okumamıştım.Kitabın kapağı yeterli oldu almam için.
Çok rahat ve beğenerek okudum.Benim tam da o zaman ihtiyacım olan bir kitaptı.İlginç bir şekilde elime geçti ve okudum J

Romanımızın kahramanı Edward Bloom’un oğlunun anlatımından hayatı. Birkaç versiyon halinde.
Değişik,fantastik ve rahat okunan bir anlatımı var.

Çok duygulandığım anlar da oldu. Ama dedim ya benimle ilgili bir durumdu.Belki diğer okuyan ya da okuyacaklar üzerinde aynı etkiyi yaratmayabilir.Bilemedim.

Keyifle okumalar…

22 Temmuz 2012 Pazar

BU EGOLARI ŞİŞİRSEK DE Mİ SAKLASAK?






Kitabın Arka Kapak Yazısı
·        
Mükemmel bir ilişki,

Mükemmel iş,

Mükemmel kazanç,

Mükemmel dostluklar,

Mükemmel aile ilişkileri,

Mükemmel bir hayat,

Aslında yoktur...

Varolan ilişkinize, işinize, kazancınıza, dostluklarınıza, aile ilişkilerinize, hayatınıza mükemmel bir bakış açısı vardır.

Biz bu kitapta, 'kendi mükemmel' bakış açımızı paylaşıyoruz sizlerle. Bizim hayatımızı, tek kelimeyle, mükemmel hale getiren bakış açımızı.

Hangilerine inanacağınız, hangilerini uygulayacağınız, hangilerine sırtınızı döneceğiniz, tamamen size kalmış.

Teorilerden uzak, sadece yaşanmışlıkların paylaşıldığı yolculuğumuza, sizleri de davet ediyoruz.

Hoşgeldiniz.

Aykut & Esra

Okur Yazar Nane Şekeri kitap hakkında der ki…

4 aylık kitap almama diyetime başlarken bir istisna yapacağımı ve kendime doğum günü hediyesi olarak Aykut Oğut ve Esra Banguoğlu Oğut’un yeni çıkan kitabını alacağımı söylemiştim.

Sözümü tuttum ve kitabı aldım, hemencik okuyup bitirdim.

Aykut ve Esra’ya gelen sorular üzerinden çekim yasası,kişinin kendi gerçekliğini yaratması …gibi konular güzel güzel anlatılmış.

Kitapta aynı soruyu hem Esra hem de Aykut kendi bakış açıları ile ayrı ayrı yanıtlıyorlar.Bu şekilde farklı baktıkları ya da hemfikir oldukları noktaları da görebiliyorsunuz.

 Her kitabını okuduğumda Aykut Oğut’un anlatım tarzını ne kadar çok sevdiğimi hep yazdım burada.Bu kez Esra Oğut’un da anlatımı ile tanıştım.Şöyle söyleyeyim.Harika!Direk nokta vuruşlu,net ve yalın.Çok beğendim.Bence kendisi de ayrı bir kitap çıkarmalı.Koşa koşa gider alırım.

Kitaplar bir seri şeklinde olmasa da çıkış sırası ile okumak konunun bütününü takip edebilmek için bence daha faideli olacaktır.

Kitabı okurken kendimi o kadar iyi hissettim ki köprüdeki çalışmalara bağlı trafik çilesini bile umursamadım J

İlgilenenlere

Keyifle okumalar….



16 Temmuz 2012 Pazartesi

YENİ YAŞIMLA BULUŞTUK




Aslında doğru günüm yarın.17 Temmuz...

Benim yarın  vaktim olmayabileceği için bugünden yazayım dedim.

Yarın sabah 07:30 itibari ile yeni yaşım gelip beni bulmuş, kendisiyle tanışmış olacağız.
İki haftadır vur patlasın çal oynasın kutlamalar,ilgi alaka ile şahane anlar yaşıyorum büyümek bahanesi ile.Pek bir mutluyum efenim J

Doğum günü yazısı ile yukarıdaki defter fotosunu ilişkilendirememiş olabilirsiniz.Hemen açıklık getireyim.
Bu defteri alalı çok oldu.O kadar çok sevdim ki notlar aldığım sıradan bir defter olmasını istemedim.Sonra ne için kullanacağıma karar verdim.Hem de süpersonic bir fikir ile J

Bu fikri çok uzun yıllardır yapmak istiyordum ama hep öteledim.Ama sevgili GüvenT.’nin Ben  Ölmeden  blogunu takip etmeye başladıktan sonra ben de karar verdim hayatta yapmak istediklerimin listesini yapmaya ve bu listeye doğum günümde başlamaya.

Hayırlı, uğurlu ve bol gerçekleştirmeli olsun dileklerim J

Aşağıda defterime yazdığım yapmak istediklerim içerisinde blogumda paylaşmanın en anlamlı olacağı dileğimi yazarak başladım maddelerimi oluşturmaya J

Keyifle dilemeler…keyifle gerçekleştirmeler…Doğum günüm kutlu olsun …




Not: Fotoğraftan okunduğunu düşünüyorum ama buraya da yazayım.İlk dileğim:


Neil Gaiman ile tanışmak ve kitaplarını imzalatmak.Dilek tarihi :17.07.2012


15 Temmuz 2012 Pazar

KIYAMET GÖSTERİSİ







Kitabın Arka Kapak Yazısı


1655 yılında yazılmış ve şimdiye kadarki en doğru kehanet kitabı olan Cadı Agnes Çatlak'ın Dakîk ve Kat'î Kehanetleri'ne göre, cumartesi günü dünyanın sonu. Önümüzdeki Cumartesi. Akşam yemeğinden hemen önce.

İyilik ve Kötülük orduları toplanıyorlar. Her şey Büyük Plan'a uygun ilerliyor gibi. Yalnız ufak bir pürüz var. Birazcık müşkülpesent bir melek ile sefahat düşkünü bir iblis yaklaşan bu coşku dolu anın gelişini hiç de iple çekmiyorlar. Ha unutmadan, birileri Deccal'ı yanlış yere göndermişe benziyor.

"Kıyamet daha önce hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı."
Clive Barker

"Thomas Pynchon, Tom Robbins ve Don DeLillo işbirliği yapsaydı, ancak bu kadar olurdu... İnanılmaz."
Washington Post

"Otostopçunun Galaksi Rehberi'nin soyundan geliyor..."
New York Times

"Monty Python Uçan Sirk'in kaleme aldığı Vahiy Kitabı gibi adeta."
Phoenix New Times



Okur Yazar Nane Şekeri kitap hakkında der ki…


Neil Gaiman ‘ın bir kitabı ise Nane Şekeri öyle çok şey demek ister ki J


Kitabı aldığım gün bir işim için Kadıköy’de idim. Kitap almak niyetim falan da yoktu. Bir Pazar günü…


İşte böyle kararlı bir şekilde etrafta salınırken kendimi ( nasıl oldu anlamadım ) en çok kitap almaktan ve gitmekten hoşlandığım kitapçı olan Penguen Kitapevine giderken buldum.Aklımda da belki Neil Gaiman yeni bir kitap çıkarmıştır düşüncesi ile.Neil Gaiman’ın kitabının çıkacağından haberim bile yok.


Baktım kocaman bir tanıtım. Kıyamet Gösterisi!!!!


Doğal olarak bu büyülü akışa kendimi bırakıverdim ve kitabı hemen alıverdim.İşte o Pazar günü…
Kıyamet Gösterisi’ni Neil Gaiman ve Terry Pratchet birlikte yazmışlar.


Neil Gaiman hayranlığımı hep anlatırım bıktıra bıktıra ama Terry Pratchet hiç okumadım ( benim gibi fantastik edebiyat hayranı biri için Disk Dünya’yı okumamak ayıp ama daha zamanı gelmemiş diyerek durumu yumuşatmaya çalışıyorum).


Kitaptaki kahramanların hepsi çok eğlenceli,başından itibaren esprileri harika.Büyüüüük keyifle ve mutlulukla okudum J


İçimden kitaptaki tüm karakterler ve olaylar hakkında konuşmak ve ne kadar beğendiğimi anlatmak geçiyor ama tutuyorum sürprizi kaçmasın diye J


İki yazar tarafından yazılınca yaklaşım farklılıklarını görebiliyorsunuz.Kitabın sonunda her iki yazarla kitabın yazım öyküsü ve nasıl çalıştıkları üzerine süper bir söyleşi yapılmış.Bu söyleşide kimin nereyi yazdığı konusunda örnekler var.Ben tam olarak Neil Gaiman’nımın yazdığı yerleri bulmuşum.Kitapta en sevdiğim bölümlermiş J


Bu kadar güzel laftan sonra gelelim birkaç küçük  soru işareti olan noktaya .Benim için sorun olmayan ama çok da bu konuların içinde olmayan kişiler için belki bazı şeyler havada kalabilir diye düşünüyorum.Kitapta çok fazla gönderme var. Dip notlarla anlatılsa da bazı şeyleri bilmek gerekiyor orada nasıl ince ve komik bir ifade kullanıldığının tam olarak anlaşılabilmesi için.


Örnek olarak ( kitabı okuyan çok yakın bir arkadaşımın örneğidir ) Hieronymus Bosch ile ilgili bir espri.Arkadaşım bu ressamı tanımayanlar için çok anlamlı olmaz o bölüm dedi.Eğer  ben , ona da Bosch’dan bahsetmeseymişim onun için de anlamlı olmayacağını söyledi.


Sizler de arkadaşım kadar şanslısınız.Burada da bahsetmiştim Bosch’dan J Yani bu konu sizin için de sorun diil.


Bir de Queen seviyorsanız hatta şarkı sözlerini de biliyorsanız hiç sorununuz yok demektir.Queen şarkılarına da çok göndermeler var.


Kitabı okuyalı bir aydan fazla oluyor.Bahsetmek için neyi bekliyordum bilmiyorum ama bugün çok sevdiğim bir arkadaşımla Moda ve Kadıköy’de harika bir gün geçirip günün sonunda O’na da Kıyamet Gösterisi kitabı da alınca dedim tamam gün bugündür.Anlat şu kitabı sen de blogunda J


En sondaki her iki yazarın anlatımından kitabın yazılış öyküsü ve tanışmalarını anlatan söyleşiyi de okumanızı öneririm.Çok eğlenceli.


Hiç Neil Gaiman okumayanlar için de güzel bir başlangıç kitabı olabilir.


Keyifle okumalar…

11 Temmuz 2012 Çarşamba

ALBRECHT DÜRER





Kitapta önce blogda yapmaya karar verdiğim bir uygulamadan bahsetmek istiyorum.


Ayraç koleksiyonum yok ama kendiliğinden gittikçe artan  sayıda ayracım var ( yakında doğal koleksiyon olacak. kitap okumayı sevdiğimi bilen sevgili arkadaşlarım gittikleri ülkelerden, yaşadıkları şehirlerden ya da bir kitapçıdan benim için ayraç alıp hediye ediyorlar.çok mutlu oluyorum) :) ve kitaplarımla bana güzel güzel eşlik ediyorlar.


Okuma keyfime ortak oluyorlar.


Üç kişilik ( bazen dört.iki ayraç kullandığım olur) bir ekip olarak birlikte zaman geçiriyoruz.


Eee durum böyle olunca ayraçlarımı unutmak istemedim ve okuduğum kitaba hangi ayracım eşlik etti ise kitapla fotolarını birlikte görüntülemeye ve burada bu fotoları paylaşmaya karar verdim.


Bu küçük bilgilendirmeden sonra  kitapla ilgili yorumuma geçiyorum hemen.


Yapı Kredi Yayınlarının ressamlarla ilgili bu serisini çok beğeniyorum.


İlk olarak Bosch’un kitabını alıp okumuştum.Sadece okumakla da kalmadım bir de yazıverdim burada.
Daha sonra çeşitli zamanlarda üç ressama ait aynı seriden kitaplar aldım ve bunlardan ilk olarak Dürer’i okudum.Diğer ikisi de sırada.Okuma listemdeki yerlerini aldılar çoktan J


Gelelim Albrecht Dürer’e.


Bana bu kitap öncesinde Albrecht Dürer ile ilgili ne biliyorsun diye sorsalar draperi (kumaş kıvrımları ) yi çok iyi uygulaması ve Dürer kırmızısı derdim.


Ama bu kitapta bu iki özelliğinden bahsedilmiyor.Hatta acebağ ben başka bir ressamla karıştırıyor muyum diye tereddüte bile düştüm.Yanlış biliyorsam bana doğrusunu söyler misiniz?


Kitapta ressamın önemli tabloları yine Bosch’da olduğu gibi tablolardan küçük kesitlerle anlatılmış.Bu yöntemi çok sevdim.


Gerçi Dürer’de detaydan çok resimlerinin bütünü hoşuma gitti.Renkleri kullanışı çok güzel.


Çiçek çizimlerine olan düşkünlüğü ve bilim kitaplarına girecek kadar başarılı bu çizimleri öğrenmek de bana çok ilginç geldi.


İlgilenenler ,diğer detayları da merak edenler olursa;


Keyifle okumalar…



8 Temmuz 2012 Pazar

FRANK SCHATZING HAKKINDA…





Okuryazar Nane Şekeri yazar hakkında der ki…


Yazar hakkında çok detaylı bilgiye ulaşamadım.Vikipedi’deki kısa bilgilere ulaşmak isteyenler olursa buraya tıklayıveriniz.


Vikipedi’deki bu kısacık bilgilere göre yaza, 28 Mayıs 1957 ‘de Cologne de doğmuş.İletişim eğitimi almış.Yine Cologne’de kendi reklam ajansını kurmuş ve 1990 yılında yazar olmuş.1995 yılında ilk romanı Tod und Teufel basılmış.2000 yılında da Lautlos basılmış.En büyük başarısını  2004 yılında yayınlanan Sürü isimli romanı ile yapmış.


Bu küçük çeviriden sonra kendi düşüncelerime geçiyorum hemen.


Tarzını, titiz çalışmasını ( romanın her yerinde hissediyorsunuz) çok beğendim.Diğer kitapları da Türkçe’ye çevrilirse ( Almanca bilmiyorum ) okumak isterim.


Keyifle okumalar…

3 Temmuz 2012 Salı

SÜRÜ




Kitabın Arka Kapak Yazısı


Peru sahilinde bir balıkçı kaybolur. Norveçli petrol arama uzmanları deniz tabanında yüzlerce kilometrekarelik alanın garip organizmalar tarafından işgal edildiğini keşfeder. Bu sırada İngiliz Kolombiyası sahili boyunca balinalar korkutucu bir değişim geçirir. Olayların birbirleriyle hiçbir alakası yok gibi görünmektedir. Ama tesadüflere inanmayan iki bilim adamı, bu durumun kaynağını araştırırken en korkunç kâbuslarıyla yüz yüze gelecektir.

Okur Yazar Nane Şekeri kitap hakkında der ki…


Ben bir film okudum.


Ve bu 785 sayfalık dev romanı çok beğendim.


Aslında çok uzun sürede okudum bu kitabı.Bir ara hiç bitiremeyeceğim sandım ama tek kitap okumaya başladıktan ve bitirmeye odaklandıktan sonra bitirebildim.


Kitabın anlatım dilinden değil,benim kitapta anlatılan her ifadeyi tam olarak anlayabilme, hatırlayabilme ,cidden böyle mi oluyordu bunlar diye düşünmemden kaynaklandı.Sindire sindire okumak istedim.Yoksa çok kısa zamanda bitirilebilecek bir roman.


Daha önceki yazılarımda belirttiğim zamanlar oldu, deniz,  biyoloji, kimya …gibi konular hem ilgi hem de bilgi alanıma girerler.Belirttiğim konuları bu romanda  çok büyük titizlikle araştırılıp kurgulanmış bulunca da  yarı ders kitabı okuyor gibi oldum.Açıkçası çok mutlu etti beni bu durum.Şikayetçi değilim J


Kitabın arka tarafında içerisinde geçen bilimsel terimleri anlatan bir de sözlük var.Bu bölümü romanla eş zamanlı takip ettiğinizde cidden pekiştirici ve öğretici ( benim için hatırlatıcı )oluyor.


İlk 150 sayfa pek keyif almadım.Üniversiteden bir arkadaşıma ait bir kitap.Beni baştan uyarmıştı.İlk başlarda ağır gitse de anlattığı teknik konular çok hoşuna gidecek diye.Haklı çıktı.


Yazdıklarıma bakınca sadece terminolojik tarafından bahsettiğimi fark ettim.Yanlış yönlendirmeyeyim.Kurgusu da çok güzel.Konusu da çok değişik.


Dünyanın çeşitli yerlerinde denizlerde meydana gelen tuhaf olaylar ve buna sebep olan etkiler konu edilmiş romana.


Çok beğenerek okudum.

Keyifle okumalar…

1 Temmuz 2012 Pazar

HEDEFLERLE İLERLEMEK 2







Bugün 1 Temmuz.


Öncelikle Kabotaj Bayramımız kutlu olsun.


Sonrasında ben Nane Şekeri’nin 30 Haziran sonu itibari ile okuma listesindeki kitap durumlarına bir göz atalım.


Bu metodu bulduğumda ve burada paylaştığımda böyle verimli olacağını hiç düşünmemiştim.Fotoda da görüldüğü gibi kırmızı puanların sayısı artıyor ve ben çok mutlu oluyorum J Demek ki listeyi defter arkalarında değil, göz önünde tutmak gerekiyormuş.


Bakalım Temmuz sonunda liste ne durumda olacak?


Bir süredir bir de okuma metodu uyguluyorum ( çok bilimsel bir şey beklemeyiniz.belki de herkes zaten böyle yapıyor bilemiyorum).Onu da paylaşmak istiyorum aslında ama bir konuda çekincem var.Onu da test edip öyle yazmayı planlıyorum.


Listede böyle ilerlediğimi gördüğümde çok mutlu oldum.Ve uygulamama daha çok destek olabilmem için kendime 4 aylık kitap almama süresi koydum.Sadece doğum günü hediyesi olarak Aykut ve Esra Oğut’un yeni kitabını alacağım.Bir hediyeyi hak ediyorum J


Okuduğum bu kitapları da blogda paylaşmayı çok istiyorum J


Keyifle okumalar…


24 Haziran 2012 Pazar

KIZIMIZ DEFNEYİ OĞLUMUZ İSKORPİTE…




Kitabın Arka Kapak Yazısı


Damak tadı, Ege'nin eşsiz lezzetleriyle şekillenen Didem Şenol, uzun soluklu aşçılık serüveninin bu durağında bölgenin pazarlarına ve ürünlerine olan hayranlığını dile getiriyor. Bildiğimiz malzemelere sihirli değneğiyle dokunarak yarattığı menüleri ayrıntılı biçimde anlatarak ve alternatif malzemeler önererek, tüm tarifleri görselleriyle beraber okuyucuya sunuyor.

Rengarenk Ege pazarlarından mutfağın eğlenceli  dünyasına yapılan bu lezzet yolculukları sayesinde yemek yapmanın püf noktalarını keşfedip, keyifli sofraları rahatça hazırlamanın tadına varıyoruz.
Malzemeleri tanımanın ve onları yaratıcı bir şekilde kullanabilmenin yolu bu kitaptan geçiyor...


Okur Yazar Nane Şekeri kitap hakkında der ki…


Yemek yapmayı, yemek kitapları almayı ve oturup kendim pişirsem de pişirmesem de güzel yemekleri yemeyi çok seviyorum.


Sanırım ailemin bir parçasının aşçılar diyarından olmasının yarattığı genetik eğilim de bu durumumu iyice körüklüyor J


Bu kitabı aslında hiç de içeriği için almadım.Kitabın başlığı çok hoş geldi bana J


Sonra gördüm ki kitap da ve tarifler de çok güzel.Didem Şenol Ege pazarlarını gezerek oradan aldığı malzemeleri tariflerinde nasıl kullandığını anlatmış, tarifler vermiş.Çok anlaşılır ve denediklerim lezzetli  tarifler.


Kitabı bana göre sıradan bir yemek kitabından ayıran çok güzel bir anlatımı var.Didem Şenol, pazarları nasıl ve ne zaman gezdiğini zarif, hemen pazar çantanızı alıp koşa koşa pazara gitme hevesi yaratarak yazmış.Bunu çok beğendim.Ben pazarları hiç sevmem.Kalabalık, gürültülü gelir ve hoşlanmam.Kolay kolay da gitmem.Düşünün bende bile gidip o pazarlardan alışveriş yapıp tıpkı yazar gibi o tarifleri tek tek yapasım geldi J


Havran,Urla,AlaçatıÖdemiş,Tire,Milas,Yalıkavak,Muğla,Ula,Marmaris,Bozburun ve Datça pazarlarına gitmiş.
Ne güzel yerler di mi? Ege dendiğinde duruyor benim için her şey.Kendimi çok iyi hissediyorum oralarda.
Kitabın görsellerini de çok beğendim.Alışveriş hikayesinin anlatıldığı sayfada nereye ait bilgi veriliyor ise haritada noktası belirtilmiş.


Şu yaz günlerinde buralara gitme olasılığı yüksektir.Belki sizin de ilginizi çeker, hatta gitmişken pazarlarına uğramak isteyebilirsiniz diye düşündüm ve kitabı tanıtmak istedim.


Kitaptan sonra internette kısa bir araştırma yapmıştım Didem Şenol hakkında.Lokanta Maya isimli bir restoranı olduğunu öğrendim.Hem de Karaköy’de ama henüz gidemedim.Mutlaka gitmek istiyorum.


Merak edenler olursa internet adresi http://www.lokantamaya.com/

Keyifle okumalar…Keyifle pişirmeler…Afiyetle tatmalar…

GÖZÜMÜ KAN BÜRÜDÜ




Bende bağışıklık sistemi düşmesine bağlı olarak gözlerimde kanlanma olur.Başlıkta da dediğim şekilde gözümü kan bürüyor, kıpkırmızı oluyor.Hiç beyaz alan kalmamacasına…


Yoğun çalışma zamanlarının etkilerini izin yapsam bile yaşıyorum.


Geçtiğimiz hafta gözümdeki bu problem ile uğraştım.İş dışında hiç açmadım bilgisayarı.Bu nedenle hiç yazı da ekleyemedim.


Şimdi daha iyiyim.Fotoğrafta gördüğünüz Artelac Advance aslında tedaviden çok rahatlatan bir damla.Bunu kullanmama rağmen hiç geçmeme durumlarında dr antibiyotik damla ve ağrıkesici damla veriyor.Tedaviyi bildiğim için ( sık sık başıma gelir oldu ) panik yapmadan sırası ile yapılması gerekenleri yapıyorum.Bir yandan da yine bağışıklık sistemi güçlendirici destek almaya başladım.


Bugün gözlerim daha iyi olduğu için yazılarımı eklemek ve blog ihmalimin nedenini anlatmak istedim .

12 Haziran 2012 Salı

YENİ DÜNYA






Kitabın Arka Kapak Yazısı


''Hala bir şey çıkmadı... Galiba bu yolu yapmayacaklar. Köylü de bana yardım etmiyor. Pek ölü mahluklar... Belki de pek akıllı mahluklar da, boşuna yere uğraşmak istemiyorlar. İçimde hiç şevk kalmadı. İnsana birkaç kelime ile cevap verseler yine neyse, fakat ne evet, ne hayır!... Sanki bu istidaları ses vermez derin bir kuyuya atmışız.

Akşamları köyün yanı başındaki sırta çıkarak uzakta tozlara bulanıp uzanan yolu seyrediyorum. Bazan tozdan bembeyaz olmuş ve üstüne sepetler denkler sarılmış bir kamyon görünüyor, bir bataklıkta dizlerini kaldırıp indirerek yürüyen bir insan gibi ileri geri sallanarak, yıkılacak gibi olarak, ağır ağır ilerliyor. Bu o kadar üzücü bir manzara ki, tekniğin en son ifadelerinden biri olan bu makine ile dünyanın bu en iptidai yolunun mücadelesini görmemek için insan gözlerini kapıyor. Bazan koşup yolu avuçlarımla düzeltmek, orada hiç olmazsa beş on metrelik bir yeri bir 'yol' haline koyarak kendi hisseme düşen vazifeyi yapmış olmak istiyorum.''

''Asfalt Yol'' adlı öyküden.



Okur Yazar Nane Şekeri kitap hakkında der ki…


Bu kitabı daha çok fotoğraf çekmeye gittiğimde okudum.


İnce olduğu için fotoğraf çantamda taşıması çok rahat oldu.Öykü kitabı olduğu için kısa aralarda verdiğim molalarda bir iki öykü okuyarak zamanımı değerlendirmemi sağladı.


Belirttiğim bu nedenlere güzel ve değişik hayatlara dair öyküler eklendiğinde kitabı hatırladığımda keyif anlarımı hatırlıyorum sadece.


Lale döneminde Gülhane Parkı’na gitmiştim.Yanımda kitabım da bana eşlik ediyordu.Verdiğim molada Gülhane Parkı’nda oturup kitap okumak çok güzel gelmişti.Hep böyle anlarda okudum bu kitabı.


Sabahattin Ali’nin yalın anlatımından, farklı ve etkileyici hayatların hikayelerini okuyorsunuz.


Yeni Dünya isimli öyküsü ve Yeni Dünya’nın anlamı çok ilginç gelmişti bana.Hiç de aklıma gelmeyen bir seçenekti.


Derin ve doğru gözlemler ile yazılmış öyküler .


Keyifle okumalar…

AYKUT OĞUT - ESRA BANGUOĞLU OĞUT YENİ KİTAP



Aslında  başka bir kitap hakkında yazmak üzere bilgisayarımı açtığımda mailime gelen bir bilgiyi sizlere de ileteyim dedim.


Ben , AyRa şehri mail grubundayım.Bu şekilde mail adresime çeşitli bilgilendirmeler geliyor.Bunlardan bugün öğrendiğim ise Esra ve Aykut Oğut’un yeni kitaplarının piyasaya çıkmak üzere olduğu…


Çok heyecanlandım.Biliyorsunuz Aykut Oğut’un kitaplarını ne kadar çok severim.Bu kitabı Esra ve Aykut olarak birlikte yazmışlar eminim bu da çok güzeldir.


Kitabın Adı : Bu Egoları Şişirsek de mi Saklasak?


Gelen mail metninde 13 Haziran Çarşamba ( ya da ertesi gün ) bu yeni kitabın kitapçılarda olacağı yazıyor.
İlgilenenlere ben de duyurmak istedim.


Bu durumda yine kitap almama diyetimi güle oynaya bu kitabı alarak bir kez daha memnuniyetle bozacağım J
Keyifle okumalar…


Not: Detaylı bilgi almak isteyenler için internet adresi http://www.ayrasehri.com/

10 Haziran 2012 Pazar

FİLİZ HİÇ ÜZÜLMESİN




Kitabın Arka Kapak Yazısı


Filiz Ali’nin anılarını, babasının eserleri ve mektuplarıyla harmanlayarak kitaplaştırdığı “Filiz Hiç Üzülmesin”, sadece bir hayata odaklanmakla kalmıyor, Sabahattin Ali’nin usta fotoğrafçılığına da tanıklık ediyor.

Sabahattin Ali’nin Istıranca Dağları’nda öldürülmeden çok önce, kehanette bulunur gibi kendi sonunu yazdığı dizeleriyle biten “Filiz Hiç Üzülmesin”, edebiyatımızın efsanevi yazarını yattığı yerde de selamlıyor...



Okur Yazar Nane Şekeri kitap hakkında der ki…


Kitap almama diyetimi bile isteye bozarak aldım bu kitabı.


Kızı Filiz Ali’nin anlatımından , kendi çektiği fotoğraflarından Sabahattin Ali’nin hayatı.Çok özel bir kitap.Bunu okuduğunuz her cümlede görüp, hissedebiliyorsunuz.


Çok etkilenerek ve bir çırpıda okudum.Sabahattin Ali’nin kızına olan düşkünlüğü, kitaplara olan tutkusu yaşamlarının içerisinde çok da güzel anlatılmış Filiz Ali tarafından.


Kendi fotoğrafları dahil, bilinen tüm fotoğraflarının Sabahattin Ali tarafından çekildiğini öğrenmek de bana çok ilginç geldi ve hayranlığım daha da arttı.


Ölümü ve ölümünün ailesi tarafında öğrenilme şekli ise çok sarsıcı.


Dedim ya çok özel bir kitap.


Keyifle okumalar…